
|
|
Yalıkavak butik otel Lavanta'da Bodrum tatil keyfi:
küçük otel ve sessiz apart
|
 |
Apart Bodrum
Yalıkavak
Bodrum Gezi Yalıkavak
>> GEZİ KİTAPLARI
DER
TAGESSPIEGEL, 03.08.2001
Turizm
Başarılı Sentez
Aşık oldu, nişanlandı, otel kurdu : Akdeniz’in Türk kıyılarında,
girişimci Alman kadınlar
Susanne Güsten
Maria Merey, en küçük otel misafiri
için, çok sevdiği taze çileklerden masaya koyuyor. Ve o sıra otelde müslüman
misafirler olmadığından, Ege kıyılarına bakan bir terasta, büfenin üzerinde,
ülkelerine yaptıkları son ziyarette aldıkları, füme edilmiş, gerçek bir
alman jambonu duruyor. Maria Merey ve Türk eşi Tosun Merey”in fikrine göre,
Türkiye’nin Ege kıyılarındaki “ Lavanta “ otelini böyle başarılı yapan şey,
kendilerinin misafirlerle, bizzat canla başla ilgilenmeleri .
“ Başarılı Sentez ”
... “ Türklerin doğal misafirperverlikleri Almanların titizliği ve
sorumluluk duygularıyla, başarılı bir biçimde birleşiyor ” diye bir rehber,
övgüyle söz ediyor.
“ Küçük bir otel yönetmek her zaman hayalimdi ” diyor Maria Merey ve bu
esnada Lavanta’nın terasından, çiçek açan bahçenin ve derin mavi havuzun
üzerinden, memnun bir şekilde Yalıkavağın koyuna bakıyor. Bu hayallerini
gerçekleştirmek için eşi Tosun Merey ile birlikte çok ter ve gözyaşı
dökmüşler, ancak buna değmiş. Bu tesis için beş yıldız yeterli olmazdı diyor
ünlü bir rehber coşkuyla - ve bunu sadece muhteşem manzaradan, harika
kahvaltıdan ve lüks döşenmiş odalardan dolayı değil, öncelikle Alman - Türk
ev sahibinden dolayı söylüyor.
“ L a v a n t a E s
i n t i s i “ ( ALINTI )
Mayıs 1999’da aylık VİZYON DEKAROSYON
dergisinde yayımlanmıştır *
Lavanta’nın
sahipleri Tosun bey ve Maria hn., bu muhteşem yerde kendilerine ait lüks bir
ev ve küçük bir pansiyon kurmak istemişler. Hayalleri, bu sakin çevrenin
tadına, aileleri, arkadaşları ve misafirleri ile birlikte varmaktı. Tosun
bey, iş hayatına veda ettikten sonra, çevrede uzun yürüyüşler yapmayı ya da
kendini, kütüphanede kitaplarına adamayı tasarlıyor, Maria hn. kendini
adayacağı bahçe için seviniyordu. Ev, modern teknik sayesinde doğa ve
konforun bir karışımı olacaktı. Kendi ekmeklerini yapmak için bir taş ocak
yaptılar, bir sebze bahçesi düzenlendi, ve kahvaltılık yumurtalar için
tavuklar temin edildi. ( Tabi burada tilkilerin de yaşadığını hesaba
katmamışlardı ! ). Birçok fidan diktiler ve büyük masraflara karşılık yolun
planlanan asıl rotasını, tek bir ağacı bile kesmemek için değiştirmekten,
kaçınmadılar. Aynı zamanda, sıcak su sağlayan büyük bir güneş enerjisi
kurdular. Uydu televizyonu ve internet bağlantısı, bu “ baştan yaratılan
cennette “, yapısı bozulmamış doğa ile birlikte, mümkün olduğu kadar çok
konfor bulmayı sağlıyor. .
Yerli
malzemeler ve özellikle sayısız zeytin ağacından kazanılmış zeytinyağı,
Lavanta’nın mutfağında önemli bir role sahip.
Almanya’dan arkadaşlar da destek vermiş. Pansiyon
şeklinde kullanılan odaların yanında, daha münzevi kalmak isteyen
ziyaretçiler için, suiteler yapılmış. Bu evler daha çok çocuklu ailelere
hitap ediyor. Internet odası sayesinde, müşterilere bu iletişim aracını
tatilde de kullanma imkanını sağlamışlar. Ayrıca havuzun yanına da bir bar
yapıp, yanına düzenli olarak yaptıkları barbekü akşamları için rahat bir
köşe kurulmuş. Amaç, sessizlik ve sakinliğin yanında modern teknolojinin iyi
taraflarını da arayan misafirler için, özel bir otel oluşturmak.
Diğer
kitapların yanında kilim – halı dokuma sanatına dair kitapları da
bulabileceğiniz kütüphane.
Lavanta, Tosun bey ve Maria hn.’ın yıllarca, tüm
dünyadan buldukları ve biriktirdikleri eski mobilyalar, antikalar ve
başka değerli eşyalarla döşenmiş. Değişik kökenlerden misafir ağırlama
imkanları olduğunda çok mutlu oluyorlar.
Sadece Tosun bey ve Maria hn. değil, en güzel mekanda bile dostlar olmadan
yaşamanın yalnızlık olduğunu keşfeden. Jean Paul Sartre şöyle demişti : “
Cehennem, diğerleridir “, ama Tosun bey ve Maria hn, bunu başka türlü
görmeye karar verdiler : “ Cennet, diğerleridir “.
.
Teraslardan
bir tanesinden havuza bakış; arka fonda suitelerin olduğu evlerden bir
tanesi. Güneş, yarımada üzerinden batarken, balıkçı köyü Yalıkavak, yavaşça
karanlığın içinde kayboluyor.
Lavanta’dan baktığınızda balıkçı köyü Yalıkavak’ı da
görebiliyorsunuz – Fotoğraf albümümüze bir göz atın.
Kendi ekmeğimizi geleneksel taş
ocağımızda yapıyoruz.
Beş çayı, kendi yaptığımız hamur
işleri eşliğinde, eski bir semaverde sunuluyor.
Her odanın, Yalıkavak koyunu gören,
kendine ait büyüleyici bir manzarası var. Gün ışığı zayıflayıp ay
çıktığında, gölgeler ve ışık yanıltıcı bir gösteri ile yer değiştiriyorlar.
Lavanta’da
tüm odalar kişisel döşenmiş, hiçbiri diğeri ile aynı değil. Sahipleri,
mobilyaları dünyanın değişik ülkelerinden bir araya getirmişler. Lavanta,
misafirlerin ev sıcaklığını hissedecekleri bir otel.
Sol taraftaki odada, sol duvarda bir “ Bahtiyar “
at örtüsü görüyorsunuz, sağdakinde ise iki Çin ve bir Hint ( yukarıda )
gölge oyunu kuklası görüyorsunuz.
“ LAVANTA OTELİ “
ÇİĞDEM KÖMÜRCÜOĞLU
15 Temmuz 1998 tarihinde TEMPO dergisinde yayımlanmıştır
Bodrum Yalıkavak’ta bir zerafet ve estetik örneği.
Her oda ayrı ayrı döşenmiş . Klasik mobilyalarla,
tablolarla süslenmiş. Havuz başında Mozart ve Vivaldi çalıyor. Dört bin
bitkiyle bezenmiş bahçede siyah beyaz bir tavşan dolaşıyor.
Lavanta
Oteli, Bodrum Yalıkavak’ta çok özel bir yer. Manzaralı, güzel bir tepeye
kurulmuş. İnsanın gözlerine inanası gelmiyor, ama her odasına ayrı ayrı özen
gösterilmiş. Odalar kısmen antika eşyalarla döşenmiş. Bir odaya mavi, bir
odaya yeşil, bir odaya klasik kahve tonları hakim. Her şey, halısıyla, yatak
örtüsüyle,
gece lambasıyla, uyum içinde. Her ayrıntı düşünülmüş.
Benim kaldığım mavi odada, Osmanlı döneminden kalma çok değerli bir peşkir,
mavi tonlarda olduğu için özel olarak çerçeveletilip duvara asılmıştı. İki
mavi berjerin arasındaki sehpanın üstünde duran mavi kristal meyve tabağı da
eski bir koleksiyonun parçasıydı. Yeşil odayı yeşil kristal küçük bir
mücevher kutusu süslüyordu.
İpek dokumalar özel olarak değerlendirilerek çift kişilik yatakların bir
kısmına örtü yapılmış. Eskiden beri biriktirilmiş suzaniler de yine yatak
örtüleri olarak kullanılmış.
Birkaç suitte Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun özel taş baskı desenlerinden yapılmış
yatak örtüleri serili. Hiçbir oda diğerine benzemiyor. Bambu karışık çok
eski mobilyalar döşenmiş bir oda bile var. İki odanın ferforje yatakları
özel olarak yaptırılmış, king size. Yine kendilerine uygun ferforje masalar,
tuvalet masaları, lambalarla süslenmiş.
Bu özeni, bu titizliği, bu zerafeti görünce, bu güzelliği yaratan kişileri
merak edip tanımak istiyorsunuz öncelikle.

Lavanta Oteli’nin sahibi Tosun Merey, 1957 yılında
Galatasaray Lisesi’nden mezun olmuş. Merey, kendisini Lavanta Hotel’e
getiren yaşam serüvenini şöyle anlatıyor:
Gencliğimde seyahat kitaplarından çok etkilenirdim. O yüzden müthiş bir
seyahat tutkusu vardı bende. Almanya’da ekonomi okuduktan sonra, seyahat
imkanı veren
işlerle çok ilgilendim. Bu yüzden hayatım nerdeyse hep seyahatle geçti.
İktisatçı olarak çalışıyordum. Daha sonra İngiltere’de yaptığım ikinci bir
bilgisayar eğitimiyle telekomünikasyon alanına geçtim ve proje müdürü oldum.
Bu yüzden bir sürü ülkeye gittim. Almanya, İran, Mısır ve Singapur'da yaşadım. Bu ülkelerde kendi evim oldu. Diğer ülkelerdeyse hep
otellerde kalırdım. Nitekim bu otelcilik fikri de oradan doğdu.
Büyük bir şirketin görevlisi olarak bir ülkeye gittiğimde en iyi otellerde
kalabiliyordum. Bu otellerin çok lüks olmasına ve size özel ilgi
göstermesine rağmen asla bir evin sıcaklığını bulamadım.
Örneğin Hongkong’da bir otele gidiyorsunuz. Biraz sonra 5-6 çeşit sabun
gösterip “ Hangisini istiyorsunuz ? “ diye soruyorlar. Seçtiğiniz sabuna
göre diğer kokuları veriyorlar. Biri meyve getiriyor, ardından yeşil çay
geliyor. Bunlar çok güzel ama bir süre sonra herkese aynı şeyin yapıldığını
ve kendinizin çok lüks de olsa büyük bir turistik siloda, herhangi bir
numara olduğunuzu fark ediyorsunuz.
“ Ben öyle bir şey yapayım ki insanlar kendilerini evinde sansın “ diye
düşündüm. Örneğin her evin önünde bir sebze bahçesi olsun istiyorum. Yani
misafirime “ İstiyorsan çık al, işte sebzen sanki evindeymiş gibi “ diyorum.
Odaları ayrı ayrı yapmamın nedeni de aynı. Çünkü herkesin evi ayrı değil
midir ? Bir oda diğerinin aynısı olursa, insan kendisini evinde hissedemez
diye düşündüm. Hatta bence müşteri “ Ben şu odada bir kalmıştım “ demeli.
Hatta biz bunu hatırlayabilmeliyiz ve eğer o odadan memnun kalmışsa gene o
odayı verebilmeliyiz. Müşterilerle birebir ilgi bana cazip geldi, yoksa
yaşamak için bir otel açmaya niyetim yoktu.

KİLİM, ANTİKA, RESİM
“ En büyük merakım kilim, antika ve resim “ diyor Lavanta Oteli’nin sahibi
Tosun Merey. “ Meraklısı olursa kütüphanemden yararlanabilir. Kilim ve resim
üzerine hatırı sayılır kitaplarım var “.
Belli bir yaştan sonra balık avlamaya gideceğime, yahut da kitaplarımın
arasına gömüleceğime, ilginç insanları buraya çekebilirsem hayatımın
sonbaharı daha cazip olur diye düşündüm. Hatta ilk fikirlerimden biri,
buraya mümkün olduğu kadar genç sanatçıları çekmekti.
Onların fazla parası olmayacağının bilincindeyim. Bu görüşüm hala var. Ama
burasının önce bir kendi masraflarını çıkarır hale gelmesi lazım. O zaman
bunu muhakkak uygulamaya koyacağım.
Gün
boyu havuzun tadını çıkardıktan sonra, akşamüstü semaver çayını içip, ev
yapımı kurabiye ve çöreklerin tadına varmak mümkün.
Doğa ve teknoloji
Çevreye dört binden fazla bitki ekmiş Tosun Merey.
Doğaya, doğallığa çok önem veriyor. Bir ağacı kesmemek için yolu
değiştirmişler. Güneş enerjisi, yeniden dönüşümlü arıtma sistemi kurmuşlar.
Kümesten taze
yumurta alınıyor, bahçede sebze yetiştiriliyor İsteyenin odasına bilgisayar
konuluyor.
“ Biz burada Internet odası gibi bir şey açıp buraya gelenlere, eğer arzu
ederlerse, animasyon yerine, örneğin Internet odasında vakit geçirmelerini
öneriyoruz. Ben on yıl içinde bunların zorunlu olacağına inanıyorum. Tatilde
de olsa e – mail’ine bakıp posta geldi mi gelmedi mi
diye günde yarım saat vakit ayırmak isteyecek insanlar. Ya da burada gördüğü
bitkiyi, tarihi yerleri Internetten bakmak isteyecek “.
“ Uzun yürüyüşler yapmak mümkün “ diyor Tosun Merey. “ Çevredeki antik
kent ve harabeleri gezmek mümkün. Bir Amerikalı yazarın “ Alexandre’s Path “
diye bir kitabı var. Bu kitap Büyük İskender’in Hindistan seferine giderken
buralarda geçtiği yerleri anlatıyor. O günkü bilinen durumunu, bugünkü
durumunu. İskender’in bilindiği gibi oradan değil de başka bir yerden
geçtiğini iddia ediyor. Benim gibi gerçekten tarihle ilgilenen birkaç kişiyi
bulursam, bu kitapta bahsedilen yerlere gezi düzenlemek mümkün.
Benim hoşuma giden şeylerden biri, yörenin zeytin ve peynirleri. Ben olsam
gider bu peynirlere, zeytinlere bakar, Bodrum Yarımadası’nı, antik kentleri,
doğayı gezerim. Tatil her zaman animasyon ortamında çılgınca bir şeyler
yapmak demek değildir. Biz yazamamışız ama Almanların “ Bodrum Yarımadası
Çiçekleri “ diye bir kitabı var. İnsan niye bizde yok böyle bir kitap diye
acı çekiyor. Şubatta burada açan çiçekleri görseniz şaşarırsınız. Her taraf
cennete dönüyor “.
Neler yapılabilir ?
Yazın belli bir ücret karşılığı günlük tekne gezintileri
ya da çevreye geziler düzenlemek mümkün. Priene, Milet, Didim, Bafa Gölü bir
günde gidilip görülecek mesafede. Milas pazarı çok renkli, burada deve
güreşleri yapılıyor. Dalış yapmak isteyenler bir kuruluş tarafından sabah
istedikleri saatte alınıyorlar. Akşama kadar iki dalış yapıp, denizin
altını, balıkları izliyorlar. Müşteriler kendileri grup oluştururlarsa tekne
gezisi, 10 – 12 kişilik özel bir gezi halinde olabiliyorlar. Efes, Pamukkale
gibi tarihi bölgelere de turlar düzenlenebiliyor.
Renk uyumu Odalarda
duvarlarda asılı tablolara kadar, renk uyumu devam ediyor. İçinde lavanta
torbaları olan gardıroplar, ahşap döşemeler, kapılar mis gibi kokuyor
Mutfak
Vejetaryen, beyaz et ve kırmızı et olmak üzere üç alternatif sunuluyor.
Kahvaltı açık büfe. Öğlen istenirse sandviç ya da Türk mutfağı.
Şarap mahzeni Evimizin
altına, kayaların arasına bir şarap mahzeni kurduk. Misafirlerimiz için
büyük bir zevkle şarap akşamları düzenliyoruz.
“ LAVANTA MÜŞTERİ DEĞİL, DOST
İSTİYOR ...” ( ALINTI )
ECE TEMELKURAN
15 Haziran 1998 tarihli TURKISH DAILY NEWS gazetesinde yayımlanmıştır *
Drakula’nın şarap kilerinde alternatif tatil :
Tatil yapmak, kızgın güneşte yanmaktan ve tıka basa dolu
diskolarda, deliler gibi dansetmekten daha çok şeydir. Başka bir hayat
sürmeye yararlar - kısa bir süre için de olsa. Bu telaşlı dünyada ne olmak
istiyorsunuz ? Bir gezgin ? Romantik bir entelektüel ? Bir prens ya da
prenses ? Hayatın can sıkıcı meseleleriyle ilgilenecek hizmetçileriniz olsun
ister miydiniz ? Akşam olduğunda, hoş şaraplar ve sohbetler eşliğinde,
yavaşça geceye akmak istemez miydiniz ? Bunların hepsi, bir tatilde sizin
için mümkün olsaydı ne olurdu ?
Lavanta’nın,
dağlarla çevrili, nefes kesen bir manzarası var. Çok yakınında, 45 dak.
yürüyüş mesafesinde, terkedilmiş yerlerin özel çekiciliğini yayan, Sandima
köyü var. Orada, büyükşehirde arkanızda bıraktığınız bütün dertleri ve
günlük problemleri hatırlıyorsunuz, bütün o kızgınlığı ve günlük
problemleri. Hemen karşıya, denize ve Yalıkavak – Yarımadası’na bir bakış
imkanı var. Zeytin ağaçları size, Ege kıyılarında olduğunuzu hatırlatıyor.
Bütün odalar antika ve
değerli mobilyalarla döşenmiş ve hepsi birbirinden farklı. Daireler modern
ve pratik tutulmuş. Antik şehir isimleri verilmiş bütün odalar ve daireler,
misafire rahat bir atmosfer sunuyor.
Kont Drakula ile tatil
Teninizi
öğleden sonra havuz kenarında esmerleştiriyorsunuz. Sonra sizi nefis bir
akşam yemeği bekliyor. Havuzun yanındaki bar da size hoş geldin diyor, ama
fazla içmeyin belki akşam sizi tuhaf bir sürpriz bekliyordur : Bir şarap
tadımı. Tosun bey’in anlatacağı, şaraplar ve arka planları ve bununla
bağlantılı hikayeleri sizi şaşırtacak. Kont Drakula’nın mahzenini nasıl
düşünüyorsanız, şarap mahzeni de size kaçınılmaz olarak orayı hatırlatıyor.
Drakula’nın mahzeni dışında sizi ayrıca barbekü akşamları, Sandima’ya
gezinti, tekne turları, balkonunuzda çay keyfi, kumsalda gezintiler, evde
pişirilmiş ekmekler ve güneş batışında arka fonda klasik müzik çalarken,
barda nefis içkiler de bekliyor.
Lavanta balayı için de ideal bir tatil durağı. Dağlarla deniz arasında
bulunan Lavanta, yürüyüş ve havuzda veya plajda tembellik yapma imkanı da
sunuyor. Sizin yapmanız gereken tek şey, buraya varmak. Gerisi ile Lavanta
ilgileniyor.
“ Lavanta “ kelimesini duyduğunuzda ne düşünüyorsunuz ? Bu koku, doğayı,
sessizliği, dünyanın nerdeyse unuttuğu huzurlu bir şekilde yaşamayı,
hatırlatıyor. Lavanta, bizim bugünkü telaşlı dünyamızda huzurlu bir cennet.
LAVANTADA BİR GÜN
Eileen Coldwell
Mayıs 1998
Antika mobilyalar ve halılarla bireysel döşenmiş odalarda
gözünüzü açar açmaz, Lavanta personeli, günü mümkün olduğu kadar hoş
yapabilmek için bekliyor oluyor. Banyolar antik değil, modern standartlarda.
Bulunduğunuz balkondan, dağların arkasındaki muhteşem manzaranın ve tesisin
önündeki berrak, mavi suyun tadına varabilirsiniz. Kahvaltı büfesi çok
görkemli ve gönlünüzün çekebileceği her şey mevcut. Bir önceki akşam
Bodrum’daki geceyi fazlasıyla uzatıp geç kalktınız ve kahvaltıyı ( 11.°°’e
kadar ) kaçırdıysanız üzülmeyin,
Lavanta, tatilinizin tadını çıkardığınız için sizi cezalandırmayacak, her
saatte bir sonraki yemek saatine kadar açlığınızı bastırabilmeniz için hafif
yemekler var.
Kahvaltıdan sonra, titiz bir şekilde temizlenmiş, havuz kenarındaki
şezlonglar sizi güneş banyosuna ve tembelliğe davet ediyorlar. Öğlen çayı,
evde pişirilmiş kekler ve başka çekici tatlılar eşliğinde, geleneksel Türk
semaverinde hazırlanıyor. Bundan sonra, artık duşun altına girmenin ve
barda, Yalıkavak koyundan güneşin batışını klasik müzik eşliğinde izleyerek,
bir kokteyl almak için hazırlanmanın zamanı. Akşam yemeği 20.°°’den sonra,
haftada bir defa, büyük bir barbekü akşamı düzenleniyor. Tesis sahipleri
Tosun bey ve Maria hn., şarap mahzenlerini size memnuniyetle gösteririyorlar
ve ara sıra şarap akşamları düzenliyorlar.
Birkaç gün dinlendikten sonra artık, çevreyi keşfetmeye başlamak için yeteri
kadar dinlenmiş olmanız gerekiyor. Bodrum ve Yalıkavak’taki görülmeye değer
yerlerin dışında Lavanta, çevrede yapılabilecek etkinliklerle ilgili öneri
ve ipucu listesi hazırlamış durumda. En sevilen gezilerden biri Sandima. Bu
terkedilmiş, büyüleyici eski köy, yaklaşık 45 dakikalık yürüme mesafesinde.
Oraya vardıktan ve çevreyi yeteri kadar sindirdikten sonra, piknik
yapılabilir.
BODRUM GUIDE
YAZ 2003
Lavanta Oteli’nin restoranı, sadece Yalıkavak’ta değil,
tüm Bodrum’daki en iyi yerlerden bir tanesi. Restoran, bizzat otel sahibi
tarafından özenle yapılmış çiçek bahçesi içinde, otel müşterilerine hizmet
veriyor. Ancak “ çok istekli “ olursanız, tabi ki sizde rezervasyon
yaptırabilirsiniz..
|