environstrside.gif (1401 bytes)

Bodrum / Yalıkavak çevresinde doğa gezileri ve antik şehirler Tarihi mekanlar, doğal hayat, ...




Milas’ın pazarı salı günleri kurulmakta. Bodrum ve Yalıkavak pazarlarından çok farklı olmamakla birlikte, turistlerden ziyade yerli halka hitap ettiği için daha geleneksel. Milas, antik Mylasa, turistik bir yer değil ve görülebilecek fazla bir şey yok. Ancak Gümüşkesen’i (Bodrum’daki Mausoleum’un ufak bir benzeri, ancak daha iyi durumda) kısa da olsa ziyaret etmeniz tavsiye edilir.

Yalıkavak’tan önce Bodrum veya Torba istikametine gidin (yolun biri, yarımadadan çapraz geçiyor, diğeri ise kıyı boyunca; uzunluk ve süre açısından hemen hemen aynılar), daha sonra Milas yönüne. Buradan şehir merkezi yönüne devam edin ve daha sonra Gümüşkesen tabelasını (ufak sarı tabelalar, bazen kolay görünmüyorlar) takip edin. Pazara gelmeden park edin (pazar yoksa devam edebilirsiniz) ve yaya olarak tepeye doðru devam edin (pazardan yaklaşık 15 dak. uzaklıkta).

 

euromos1.jpg (30021 bytes)Euromos’u, Zeus – Tapınağının görülmeye değer harabelerini de ziyaret etmeniz tavsiye edilir. Kısa bir mesafe sonra sağda, sarı renkte, Euromos yol işaretini görene kadar Milas’tan Söke / İzmir yönüne doğru devam edin Tapınak, bu yolun biraz ilerisinde.

 

 

iassos1.jpg (26557 bytes)Euromos’tan sonra, Helenistik, Rum ve Bizans zamanýndan kalma harabelerin olduðu eski bir yerleşim yeri olan Iasos’a gidebilirsiniz. Bunun için, Euromos’tan tekrar Milas yönüne gidin, birkaç km. sonra sağdaki, sarı renkte, Iasos yol işareti yönüne sapın. Daha sonra Kıyıkışlacık tabelasını takip edin. Beldenin hemen başlangıcında ilk restore edilmiş yerleri bulacaksınız. Limanda, park ettiğinizde yarımadanın sol tarafında bir zamanların Iasos şehrinin harabelerini göreceksiniz. Dönüşte kestirme yolu kullanırsanız, havaalanı ile aynı düzlemdeki, Milas - Bodrum arasındaki yola çıkarsınız. Birkaç km. sonra yol ikiye bölünüyor. Geldiğiniz yolu, tam olarak solda bırakın ve sağa sapın. Kısa bir süre sonra sağda havaalanını göreceksiniz. Sadece sola ve sağa ayrılan yol ayırımına gelene kadar düz devam edin (yolda kıvrımlar olsa da, havaalanına göre yönünüzü belirleyebilirsiniz). Sağa saptığınızda Milas – Bodrum yoluna geleceksiniz. Buradan yine sağa sapıyorsunuz ve Bodrum işaretine gelmeden Yalıkavak işaretini takip ederseniz, kıyıdan Yalıkavak’a ulaşırsınız. Ancak Yalıkavak’a sapmayıp yolu devam ederseniz, birkaç km. sonra tekrar bir başka Yalıkavak ayırımına geleceksiniz. Bu yolu seçtiğinizde Bodrum’dan geçerek Yalıkavak’a gidersiniz.

 

efes1.jpg (38331 bytes)

Selçuk / Efes gezisi özellikle tavsiye edilir. Mümkün olduğu kadar erken yola çıkmalısınız, çünkü Selçuk yaklaşık 180 km.(yol, güzergah boyunca hayli iyi) ve yol boyunca görülecek çok şey var. Milas’a kadar yukarıdaki gibi gidiyorsunuz, daha sonra Söke / İzmir yönüne devam ediyorsunuz. Muhteşem bir yer olan Bafa Gölü’nde kısa bir mola muhakkak yapılmalı. Elf benzin istasyonunun hemen arkasında şirin bir restoran / kafe var ( gölün kenarında oturduğunuzda benzin istasyonu görünmüyor). Hemen kıyıda oturursanýz, göle ve Latmos dağına bakan çok güzel bir manzara var.

Selçuk’a gelmeden Magnesia antik şehrine ulaşacaksınız. Efes ile karşılaştırıldığında çok ilginç olmasa da yol (arkeologlarýn tüm üzüntülerine raðmen), Magnesia içinden geçtiğinden ve dolayısıyla kısaldığından, bu yolu kullanmakta fayda var.

efes2.jpg (44921 bytes)Hemen arkasından modern Selçuk’la birlikte antik Efes’e (Efes tabelasını takip edin) ulaşacaksınız. Şehrin, yukarıdan ve aşağıdan olmak üzere, iki girişi var. Yukarıdan aşağıya doğru şehri gezdikten sonra taksi ile geri dönebilir veya yukarı tekrar yürüyebilirsiniz, böylece şehri bir defa daha gezmiş olursunuz (görülecek çok şey olduğu kesin).


 

Selçuk’ta ayrıca müze (museum tabelası var) ve St.John kilisesinin (St.John tabelası) harabeleri de ziyaret edilmeli. Bir dünya harikası olarak ünlenmiş Artemision’dan (Efes’in aşağı girişine yakın, aynı isimli tabela) geriye fazla bir şey kalmamış da olsa, yolu kısaltmak ve St.John kilisesi ile İsa bey Camii’nin (bir bakışta 3 din) manzarasının tadına varmak için, buradan geçmeniz tavsiye edilir.

Yedi Uyuyanlar Mağarası’nın ( “Grotto of the Seven Sleepers “ tabelası) aşağasında ufak, şirin restoran çadırları kurulmuş. Selçuk’a göre burada yemekler daha iyi.
“Meryem Ana“ ismiyle bilinen yerde, Hz.Meryem’in ölmeden önce son iki yılını geçirdiğine inanılır. Yakınlarında bulunan Haçlı dağını da görmenizi tavsiye ederiz..

Yalıkavak’a dönmek yerine, zamanınız ve keyfiniz varsa, (deniz molası vererek, deniz eşyalarınızı unutmayın yani) Dilek – Yarýmadası – Milli Park’tan dolaşarak geçebilirsiniz. Bunun için Kuşadası’nın arkasındaki yola kadar ilerlerken, önceklikle bu güzel bölgedeki çirkin yapılar, daha sonra “Güzelçamlı“ ve “Milli Park“ tabelaları karşınıza çıkıyor. Güzelçamlı’nın arkasındaki parkın girişinde, ufak bir giriş ücreti ödemeniz gerekiyor. Sağda her iki kilometre de bir kumsala yol ayırımları var. Solda ise orman içinde yürüyüş yapılabilir.


Dilek – Yarýmadası – Milli Park’ı, bölge olarak çok çekici ancak, yazın ve hafta sonları çok sakin değil (alternatif olarak Bafa Gölü’nde de yüzme molası verilebilir).


Milli Park’tan geri dönerken Güzelçamlı’dan sola, geldiğiniz yola girmeyip, düz devam ediyorsunuz. Yol, dağların içinden anayola çıkıyor. Oradan Milas tabelasını, sonra Bodrum tabelasını takip edip, yukarıdaki gibi devam edin.
Priene, Milet ve Didim’e de günlük geziler yapılmasý tavsiye edilir. Milas’a  kadar yukarıda tarif edildiği gibi, daha sonra Söke / İzmir yönüne doğru devam edin. burada Bafa – Gölü’nde mola vermek mümkün (bkz. yukarı). Söke’den kısa bir süre önce gelen Priene tabelasını takip edin (bu yol aynı zamanda Milet ve Didim’e de devam ediyor). Birkaç kilometre sonra iyi korunmuş antik şehre ulaşacaksınız.

Priene’de, antik şehrin aşağısında, turdan sonra acıkmanız durumunda, yemek yiyebilirsiniz, ya da sabredip bir süre daha yol gideceksiniz. Milet yönüne devam edip (geldiğiniz yolu takip edin) Tuzburgazi’den sağa sapın. Doğanbey yönüne gidip burayı geçin ve yolu devam edin.
Maender deltasının sol tarafta aşağıda, nasıl yavaşça denize aktığını çok iyi göreceksiniz. Bu yolda taze balık bulabileceğiniz restoranlar mevcut. Güzel bir manzarası olan yol, Karine’de bir askeri güvenlik noktasında sona eriyor. Bu küçük bölgede bile, taze balığı olan bir restoran var.

Akabinde yine Priene ile antik şehir Milet arasındaki yola geri dönmeniz gerekiyor. Maender Delta’sı içinden geçtikten sonra, uzaktan bile fark edilebilen, görülmeye değer Milet’e ulaşıyorsunuz.

Didim’e devam etmenizi öneririz daha sonra. Küçük Asya’nın en olağanüstü tapınağının harabelerine ulaşmak için, geldiğiniz yolu ve ( Didyma / Didim ) tabelalarını izleyin.

Bütün bu antik şehirlerden sonra yüzmek için hala keyfiniz varsa, bunu sadece 5 km. uzaklıktaki Altunkum’da gerçekleştirebilirsiniz. Bu plaj, yazın ve hafta sonları çok kalabalık, ancak yine de kısa bir mola yapmaya değer bir yer. Buraya ulaşmak için, sizi Didim’e götüren yolu, daha sonra Altınkum tabelalarını takip edin.

Akköy’de Milas tabelasına gelene kadar geri gidin, daha sonra yukarıda tarif edildiği gibi devam edin.

bodrum castle.jpg (53383 bytes)Bodrum’da görülmeye değer yerler arasında, Saint John şövalyelerinin kurmak için 100 yıldan fazla zaman harcadıkları, ancak bitiş tarihi olan 1523 yılından 1 sene önce, savaşmadan ellerinden alınan, Bodrum Kalesi özellikle ilginçtir. Sadece kendisi için bile ziyaret edilmeye değer olan bu kalede, ayrıca dünyanın en büyük sualtı arkeoloji müzesi mevcut. Ayrıca İngiliz kalesinde, şövalye ruhuna bürünerek bir bardak şarap ( veya meyve suyu ) içebilirsiniz.

Antik bir dünya harikası olan Mausoleum’dan kalanlar çok fazla etkileyici değil. Buraya gitmek için, rıhtım boyunca ( kaleden uzaklaşarak ) devam edip, sarı Mausoleum yol işaretinden sağa kıvrılan yollardan birine girin, yol işaretini takip edip nihayetinde sola sapın.

bodrum1.jpg (43843 bytes)Şehrin yukarısında, anayolun kenarında bulunan antik tiyatroya gitmek için, sarı renkli “ Antik Tiyatro “ yol işaretlerini izleyin.

Görülmeye değer şeylerin dışında Bodrum sizlere, dükkanları, plaj gezintileri ve değişik birçok restoran ve barları ile çok şeyler sunuyor. Bodrum’dan sonra, ilgilenenler, antik Mindos’ta da bir gezinti yapabilirler. Bodrum’da sarı renkli

“ Myndos “ tabelalarını takip edin, Gümüşlük köyüne gelmeden ( bkz. Aşağıda “ Eğlence “ bölümüne ) Mindos’a varmış olacaksınız. Arkeolojik kalıntılar çok az, bu nedenle çok fazla bir beklentiniz olmasın, ancak çok eskiden burada Büyük İskender’in bulunmuş olduğunu bilmek duygusu nedeniyle yine de gidilebilir.

Yalıkavak ile Bodrum arasında sürekli dolmuşlar işlemekte.

Cine – Vadisi’nden geçerek Alabanda ve Alinda’ya gitmek için Milas’a kadar başta tarif edildiği gibi, Milas’a geldiğinizde Yatağan / Muğla yönüne doğru devam edin. Yatağan’a gelince sola, Çine / Aydın yönüne sapın. Bu kavşaktan sonra, Cine nehri boyunca bol virajlı, rengarenk manzaralı bir yoldan geçeceksiniz. Cine ilçesine geldiğinizde, birkaç km. sonra sizi Alabanda’ya ulaştıracak, sola doğru bir yol işaretine rastlayacaksınız. Yeni köy, eski yerleşim yerinin kalıntılarının üstüne aynı zamanda içine kurulmuş ve yolun solundaki sırtta.

Devamında, Alinda veya Karpuzlu tabelasını görene kadar, geldiğiniz yolu izleyin. Karpuzlu da, kısmen eski bir yerleşim yeri olan Alinda’nın kalıntıları arasına kurulmuş. Daha yolun başından göz alıcı, antik çarşı külliyesini görebilirsiniz.

Karya’nın antik bir şehri olan Labranda içinden geçerek, Alinda’dan Milas’a gidebilirsiniz ( güzergah tabela ile tarif edilmiştir ).

Labranda üzerinden gitmezseniz, geldiğiniz yolu geri dönmeniz gerekiyor, yani
Alabanda üzerinden Alinda’dan Cine’ye, oradan Yatağan’dan devam ederek Milas’a .

Heraklia ve Labranda’ya gitmek için, Milas’a kadar başta tarif edildiği gibi gidin, daha sonra Aydın / İzmir istikametine sapın. Milas’ı çıkmadan kısa bir süre önce, sağa Labranda’ya ( sarı yol işareti ) sapılıyor.

Bu zor mesafeyi arkanızda bıraktıktan sonra, Milas – İzmir yolu sizi Bafa – Gölü’ne yönlendirecek. Yol, kıyıya varmadan kısa bir süre önce, Camici’de sağa, Herakleia / Kapıkırı yönüne ayrılıyor. Bu yol sizi, Bafa gölü kıyısından Herakleia’ya kadar götürüyor. Antik şehirlerin görülmesi yanında ( kısmen tekneyle de ), yüzmek, göl boyunca ya da Latmos yönünde yürüyüş yapmak da çok keyifli. Gölün balıkları lezzetleriyle ünlü. Geri dönüş yine Milas üzerinden.

boats1.jpg (24450 bytes)Yalıkavak’tan civardaki çeşitli koyları gezebileceğiniz tekne turları mevcut. Gün boyu süren bu tekne turlarında, çeşitli koylarda mola verilir. Burada tertemiz sularda yüzebilir, şekerleme yapabilir veya sadece dinlenebilirsiniz. Kaptan veya yardımcısı, sizin için öğlen yemeğini de hazırlıyor. Tabii ki soğuk içecekler de ( su, kola, bira, rakı, şarap ) mevcut bu teknelerde. Bu gezi için resepsiyonumuzda rezervasyon yaptırabilirsiniz.



sandima.jpg (27809 bytes)Sandima köyü, terkedilmiş ve kısmen otelimizden de görülebilen ( güneyde, yani sırtınızı dağlara verdiğinizde sol tarafta ) bir köy olmakla birlikte, son yıllarda yine ilgi çekmekte. Sandima’ya gidişi de sizlere sunmak istiyoruz. Buraya giderken iyi bir bot ve uzun pantolon giymenizi tavsiye eder biraz da dayanıklı olduğunuzu umarız.

Sandima’nın tarihi

Sandima köyünün tarihi Bodrum’um tarihiyle birlikte başlar. Antik çağda Yarımadaya yerleşen Leleğler, Mindos Yarımada’sında 8 kent kurmuşlardır. Mousolos döneminde Halikarnassos ile birleşmişlerdir. Daha sonra bulunan Boğaz mevkiinde, bina yıkıntılarına, surlara bakılırsa 2500 yıllık ( Karya ) geçmişi olduğu saptanır. Sikkeler Romalılardan kalanlardır. Bugünkü yerleşim alanı, Cumhuriyet dönemi öncesi Partıpanas Kayası’nın güney eteğindeki yamaca kurulmuştur. Yalı merkezden 5 km. uzaktaki bu yere, yürüyerek yarım saatte çıkılır. Dere boyunca, izi bile kaybolmuş bu yoldan sırtlara tırmanırken insanların niçin buraya yerleştiklerine şaşarsınız. Korsan korkusu ancak bunun nedenini açıklayabilir.
1817 – 1897 yılları arasında, Osmanlı döneminin 116. Şeyhülislam olan Hacı Ömer Lütfü bey adına bir çeşme ve sarnıç vardır.
Gökçebel Derisi’nin iki yakasında zamanla Sandima ve Gökçebelen adı altında iki muhtarlık oluşmuştur. İç içe olan bu iki köyün ayrı muhtarlık olmasının nedeni, Osmanlı İmparatorluğu zamanında, köyün imamı ve muhtarının askere alınmamasıdır. Cumhuriyetten sonra 1925 yılında, Gökçebel ve Sandima muhtarlıkları Sandima, 1933’te de Yalıkavak adı altında toplanmışlardır. 1960 sonrasında, köylünün ihtiyaçları doğrultusunda yerleşim alanı deniz kenarına kaymış ve o günden sonra da, turizmin etkisiyle kıyılar canlanmıştır. Böylece Sandima meraklılara kalmış ve bugün de koruma altına alınmıştır. 200 haneli köyde bugün sadece birkaç kişi yaşamaktadır. Ancak Sandima yavaş yavaş tekrar ilgi görmekte. Eski yapılardan bir tanesi ressam  İsmail bey tarafından resim galerisine dönüştürülmüştür.

Köyün terk edilişinin 2 nedeni vardır :

  1. Cumhuriyet kurulduktan sonra çiftçiyi topraklandırma kanunu çıkmıştır. Bu kanuna göre köy merası olan yerler 10’ar dönüm olarak parsellenip köylüye taksim edilmiştir. Köyün yakınlarındaki otlak yerler sahiplenip ekilip biçilmiştir, hayvanları otlatmak için sahildeki Küdür Yarımada’sı otlak yeri olarak tahsis edilmiştir.

  2. Sahil şeridindeki incir bahçelerinin getirisi az olduğu için, incirler sökülüp yerine narenciye ( mandalina ) ağaçları yetiştirilmeye başlandı. İlk narenciye fidanı, 1930 yılında Ahçıoğlu Süleyman Ceyhan tarafından, İtalyan hakimiyetindeki Rodos adasından getirtilerek dikilmiştir. Narenciye hasatı kış aylarına rastladığı için, her bahçe sahibi, bahçesine birer ev yapıp, hasat sonuna kadar ( ocak ayı ) beklemek zorunda kalmıştır. Ocak ayından sonra Sandima Köyü’ne taşınmayı gerek görmeyip, yaz – kış bahçelerinde oturmaya başlamışlardır. 1960 yılında ilkokulun Yalı’ya taşınması, Sandima’yı kendi kaderine doğru terk edilmişliğin içine atmıştır.

Sandima’nın tarihini, köyün tanınmış simalarından 1929 doğumlu, Dayı lakaplı İbrahim Akkın şöyle anlatmaktadır :
Uzun yıllar önce 3 şahıs gelir : Kara Şevval isimli olanı Sandima’ya, Mahmut oğlu Gökçebelen’e, Keçi Çobanı denilen de Karşıyaka’ya yerleşir. Bu şahıslar yörük olup çok fazla küçükbaş hayvana sahiptirler.
Keçi çobanının çocukları olmadığı için, zaman içerisinde yok olmuştur. Kara Şevval zamanla Kara Şaban oluyor ve sülalesi hala Yalıkavak’ta ikamet ediyor. Mahmutoğlu’nun 3 oğlu oluyor. Çocuklardan bir tanesi askerde aşçı olduğu için, köye bu kıyafetle geri dönüyor. Kıyafeti zeybek kıyafetine benzetiliyor ve namları Zeybekler olarak günümüze kadar geliyor. Daha sonraları müftüler, kadılar ve yörükler gelerek köy nüfusu kalabalıklaşıyor.

 

Yalıkavak – Merkez mahalle muhtarı Ragıp Kalın
 

environstrside.gif (1401 bytes)

ANA SAYFA - FOTOĞRAFLAR - ÇEVRE - BASIN - KONAKLAMA - REZERVASYON - FİYATLAR - OTEL SANAL TURU


©Yalıkavak Services A.Ş.
P.K. 35, TR 48430 Yalıkavak – Bodrum
TÜRKİYE
Tel.no.: 0252 – 385 21 67 faks no.: 0252 – 385 22 90

Bize bir e – posta gönderin !