Renkler ve kokular : Farklı bir Bodrum
Sedef Borovalı, serbest gazeteci
Skylife dergisi, Ocak 2000 *
Çeşitli
renklerin dillerle karıştığı ve insanların günlük sorumluluklarından
kurtulmanın rahatlığına, deniz kenarında güneşin altında vardığı yaz
aylarında, Akdeniz’in kıyı şehirlerine akın eden insan kalabalığına
alışıksınızdır. Sokaklar, plajlar, çay bahçeleri ve barlar gece gündüz,
renkli kıyafetli, güneşte yanmış tenler ve kahkahalarla doludur.Sonra
sonbahara kışa dönüşürken, sessizlikle birlikte terkedilmişliğin melankolik
sesi geri döner.
Bu
değişimin özellikle yoğun hissedildiği yerlerden biri Bodrum’dur. Kısa
günleri ve uzun geceleri ile burada kış aylarının, kendi yalvaran
güzellikleri vardır ve yerel pazarların canlı koşuşturmasında melankoliden
eser yoktur. Tam bu mevsimde, aydınlık renkleri ve taze, birbirine karışmış
kokularıyla bu pazarları ziyaret etmek büyük bir keyif. Bodrum’da veya
çevredeki başka bir köyde olsun, haftanın her günü pazar kurulmakta.
Bodrum’un giysi pazarı, civardaki bölgelerden temin edilen
kumaşlarıyla ünlüdür. Her zevke hitap eden desen ve renk alemi, pazara bir
panayır havası veriyor.
Kumaşların yanında, kilimler, halılar, ev eşyaları ve her türde kıyafetler
bulunmakta. Komşu tezgahların, müşteri kapmak için esprili kelime
alışverişlerini dinlemek de işin eğlenceli kısmı.
Alıcı ve satıcı belli bir ürün üzerinde anlaştıklarında,
pazarlık başlar. Solgun güneş, kışın mavi göğünden gülümsediğinde, tezgah
sahipleri ve müşteriler aynı şekilde keyifli oluyorlar.
4-5 sene öncesine kadar pazar, Bodrum yollarında kurulmakta idi, yeni pazar
açıldığında önce herkes itiraz etti.
Şimdi ama, herkes alışmış görünüyor. Perşembe ve cuma günleri gıda
maddelerine ayrılmış durumda ve bu kadar olağanüstü çeşitte sebze ve meyveyi
başka bir yerde bulmak zor olurdu. Mütevazı havucun bile 3-4 çeşidi var.
Nerdeyse
tüm yarımadayı kaplayan meyve bahçelerinden toplanan mandalinalar,
portakallar, limonlar sarı ve turuncunun her tonunda, parlayan yığınlar
oluşturmakta. Burada ayrıca, Ege mutfağında çok sevilen hardal ve ısırgan
gibi yabani otlar var.
Yağmurdan sonra bol bol yenilebilir mantar ortaya çıkıyor ve
protein bakımından çok zengin olduklarından, et yerine de sevilerek
yeniliyorlar. En çok sevilen, narin kokusu şekilsiz biçimini yalancı çıkaran
çintar mantarı. Zeytinyağında kızartılsın ya da pişirilsin, harika bir
yiyecek.
Kim
demiş, Türkiye’de peynir konusunda az seçenek var diye ? Bu konuda Fransa
ile yarışabileceğimizi size söylüyorsam, bana inanmalısınız. Tezgahlarda her
kalıpta, büyüklükte, renkte ve kokuda peynir sunulmakta. Taze labne peyniri,
tulum peynirinin her çeşidi, krem peynir, keçi sütünden peynir, taze, olgun
Kars peyniri, beyaz peynirin çeşitli türleri ve daha birçok başka çeşit,
karar vermenizi zorlaştırıyor. Kahvaltıdaki ortakları zeytinlerin de, burada
aynı şekilde çok çeşidi var : siyah zeytinler, pembe renkli kiraz
zeytinleri, koyu ve açık yeşil zeytinler, çizik ve kırma zeytinler. Yeteri
kadar erken pazarda olursanız, satıcıların size sunacağı tadımlık zeytin ve
peynirlerle doyurucu bir kahvaltı yapabilirsiniz.
BBizde,
çoğunlukla geldikleri uzak ülkelere dair izlenimler uyandıran
baharatların renkleri ve çeşitleri özellikle büyüleyici. Asılı duran
kurutulmuş patlıcanların, biberlerin domates ve bamyanın görüntüleri
ağzımızı sulandırıyor. Bu bölgenin büyükçe bamyaları, beklenmedik kadar
nazik ve nefis. Tabi burada, bardakta veya petek halinde, turuncunun her
tonunda çam balı bulunabilir. Çam balı ve yabani karakovan balı, hepsi
burada sunulmakta. Besin değeri açısından şehir yumurtalarından daha
zengin sarıları olan köy yumurtaları, taze ve belki hala sıcak olarak
mevcut. Köylü kadınlar, ev yapımı bazlama, sade, baharatlı veya zeytinli
mısır getiriyorlar.
Her yaştan satıcılar da renk açısından, en azından
sundukları şeyler kadar görkemli ve çeşitli. Herkes bir şeyler satabilir ve
hiç biri pazarlığa karşı değil. Pazartesi, Bodrum’un 20 km. kuzeyindeki
Güvercinlik’te pazar kuruluyor. Bu köydeki pazar, civardaki diğer
pazarlardan daha mütevazi, ama direkt deniz kenarındaki rengarenk konumundan
dolayı, ziyaret edilmeye değer. Bir tarafta satış tezgahları diğer tarafta
da ağlarını toplayan balıkçılar var. Birkaç küçük balık restoranı günlük
gezinizi renklendiriyor.
Bu pazarda gıda malzemeleri ve kıyafet de mevcut ve buradan alışveriş yapan
köylülerin sayısı az değil. Satıcıların sevdikleri yerler var. Ve böylece
her pazarın kendine ait bir karakteri var. Örneğin birçok Yalıkavak’lı
satıcı Bodrum’daki pazara gitmiyor. Turgutreis pazarına giden Milaslı kumaş
satıcıları Milas’taki pazar aynı gün kurulduğundan, Salı günü Bodrum’daki
pazarda tezgah açmıyorlar. Çarşamba günleri Ortakent ve Gümüşlük’te kurulan
daha küçük pazarların da ziyaretçileri az değil.
Gümüşlük
dışındaki Kadıkale sokağında kurulu pazardaki gezintiden sonra, balık yemek
için hemen deniz kenarındaki restoranların birine uğrayabilirsiniz.
Cumartesi günleri Turgutreis’te kurulan pazar en sevilen pazarlardan biri.
Bu pazarda Bodrumdaki gibi sonsuz çeşitlilikte kumaş tezgahları olan bir
pazar. Milaslı kilim ve halı satıcılarının da burada tezgahları var. Yabani
otlar, zeytin yağı ve peynir ile birlikte çok çeşitli gıda maddeleri
sunulmakta. Turgutreis’in, öğlenleri bir dizi lezzetli sebze yemeği ve pilav
sunulan, fiyatı uygun geleneksel restoranları var.
Haftanın son günü olan Pazar günü, eski havaalanında kurulan
Mumcular pazarına ayrılmış. Bu da başka bir küçük pazar, sessiz ve günlük
mutfak ihtiyaçları için yeterli.
Güneş yavaş yavaş batarken, satıcılar için de malzemelerini toplama vakti
gelmiş oluyor. Kumaş topları ve kıyafetler kolilere konuluyor, sebze ve
meyve kasalara, otlar ve baharatlar torbalarına. Herkes acele içinde, birkaç
saatte tezgahlar boşalmış ve satıcılar eve dönmüş oluyor.
Sadece
kediler ve köpekler etrafta çöpleri karıştırıyorlar Akşam olurken sessizlik
başlıyor ve kısa bir süre önce mallarını öven ve müşterilerle pazarlık yapan
satıcıların seslerinin havada yankılandığına inanmak çok zor. Ama ertesi
sabah, çok renkli ve sesli sahne tekrar başlıyor.
Bu nedenle bir pazarı kaçırdığınız için üzülmeyin..
|